Yazarın Profili : kağan işçen

1.

eski kışlardan kalma yoksunluğumdu kent
yaban kazlarının son sesleriyle
sokağından ayrıldığımız...

2.

ve dudaklarımız üşürdü
yalnızlıklarımız ikinci el öpüşlerde
çok gürültülü susmuşuz
dünyaya kör birer pus yorgunuyuz...

3.

karnı aç çocuklar gözlerime bakınca
ağlıyorum en çok
kış grisi akıyor gözlerimden
ben üşümeyi yurt edinmişim
özgürlük ve eşitlik
süt beyaz bir aydınlıkta
çalıncaya kadar kapımızı...

4.

sorusuz kalınca anlamsızlaşır anlar
insan kendine tutkulu gömülür
sevisiz kaldırımlarda düşkün gölgeler
arttırır yalnızlığın yükünü...

5.

son halim her halimdir
sen hiç sen olmadığın için
ilk kez
öleceğim sadece...

6.

geceye saklanmıştın
karşıladın bilmediğim soğuk bir yağmurla
çocuksuluğumun korkulu şaşkınlığını
beni görmedin bile...

7.

boğuk havalarda ev daha güzel gözümde
neyi olursa olsun
seviyorum paylaşmayı
özellikle en doğal olanını...

8.

kimseler yok yolda
palamutlar kafa tutmuyorlar karanlığa
uzak ışıklar da
göz kırpmıyorlar artık
hiçbir yalnızlığa
ve sesler
hayata pay bırakmayacak kadar
soğuklar
istanbul'da...

 

 

kağan işçen...

Yazarın Profili : wejedar

Ayet Cımbızlama ve Tahrif Teknikleri(ACTT) kullanılarak anlamı tahrif edilen kavramların biri de “evliya” kavramıdır. Allah’ın evliyası kavramının arkasına sığınarak kendilerine türlü türlü kerametler verildiğini, gönül gözlerinin (feraset) açık olduğunu iddia eden insanlarla ve bu insanlara bir kutsiyet atfeden avamla hepimiz karşılaşmışızdır. Kendilerine mucize verildiğini söylemekten utandıkları için mi, yoksa daha farklı bir nedenle mi bilinmez mucize yerine bir tür olağanüstü sayılabilecek kerametlerin verildiğini söylerler. Çünkü bunlar, halkın nezdinde Allah’ın sevgili kullarıdır. Esasen bu tanımlama bile başlı başına çarpık bir mantığa ve kendi içinde bir çelişkiye sahiptir. Sinelerin özünü Allah’tan başka kimsenin bilmediğine göre bir insan hakkında bu derece ileri sayılabilecek bir tahmin yürütmek hiç de kolay olmaması lazım. Bu tür insanlar Allah’ın evliyası ünvanını bir kere aldıktan sonra; artık her sözleri sanki ayetmiş gibi algılanıyor. Bu tür insanların mezarları türbeye çevriliyor ve avam olan halk, bunları kendileriyle Allah arasında bir aracı yaparak inançlarına şirk bulaştırıyorlar.

Şimdi “Evliya” kelimesinin kökünü ve hangi anlamlarda kullanıldığını hep beraber görelim:
Kelimenin kökü: “vela”. Anlamı: yakınlık, yardım, işi üstlenme, destek verme vs.

Türkçeye “dost” manasıyla tercüme ediliyorsa da aslında bu eksik bir kullanımdır. Türkçede kullanılan veli (çoğulu evliya), vali, velayet gibi kelimeler de yine evliya kelimesinin türevleri olduğu düşünüldüğünde, bu kelimenin ne kadar geniş anlamlara sahip olduğunu görebiliriz.

Ayet Cımbızlama ve Tahrif Teknikleri kullanılarak anlamı tahrif edilen “evliya” kavramı, bütün müminler için geçerli bir durumdur. Birçok ayette Allah, bütün müminlerin velisi(evliya), destekçisi, yardımcısı, yakını, dostu olduğunu şöyle buyuruyor: “Allah, iman sahiplerinin Velî'sidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfre sapanlara gelince, onların dostları tağuttur ki, kendilerini nurdan karanlıklara çıkarır. Bunlar cehennemin dostlarıdır. Orada sürekli kalacaklardır onlar.”(Bakara suresi, 257). “Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulü, sonra o iyman etmiş olanlardır ki namaza devam ederler ve rükû' halinde zekât verirler. Her kim ki Allah’ı, peygamberini ve müminleri veli edinirse; muhakkak ki galip gelecek olanlar Allah’ın taraftarlarıdır.”(Maide suresi, 55-56)

Allah’a inanan, güvenen bütün müminler Allah’ın velisi (evliyası) olduğu gibi, mümin kadın ve mümin erkekler de birbirlerinin velisidir. Çünkü mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin koruyucularıdır, birbirlerine iyiliği emrederler ve birbirlerini kötülükten sakındırırlar.(Tevbe suresi, 71)

Müminlerin hepsi Allah’ın evliyasıdır, çünkü Allah’ın evliyası olmayan, onun düşmanı demektir. Sanırım kendisini Allah’a teslim etmiş, güvenmiş, Allah’ın boyasıyla boyanmış bir kimse, kendisini düşman olarak değil, veli olarak görecektir.

Yazarın Profili : meloş

Artış

Yazarın Profili : Mehmet Ali ABAKAY

Bilirim bunca sene kahr ile geçti eza ile sefayı unuttuk

Bilemezsin ekmeği nimet bildik yanında bir tas suyla

Açlığa mahkûm edildi insanlık bizden saklanmadı neden

Onlar bizi bilir mazlumun hakkı alınmadıkça kavgayla

Yazarın Profili : Mehmet Ali ABAKAY

Nerede sahra kumlarına bata çıka yürüsem ayak yalın baş açık

Nerede vaha dinlensem bir öğle sıcağında dudaklar suya hasret

Ben yaşamışım yaşamamışım kimin umurundadır bilemem dahi

Gönül gel bu diyarlar bize yaramaz en iyisi hicrandır hicret et

Yazarın Profili : Mehmet Ali ABAKAY

Sesime ses verin duyamadım sesinizi neredesiniz dostlarım

Bakılmaya bana yaşıyorum cesed serbest ruhum derdesttir

Yaşam denilen ömür sermayesi erir parmaklarımda adı sabır

Gitmeyin gönül kıyısından sohbete doyum olmaz vakit erkendir

 

 

Yazarın Profili : bilimkenti

Yaşanmış o kadar iyi veya kötü olaylar var ki!

Bunları anlatmaya dil yetmez ve/veya dilim varmaz. Bilinmesi de gerek aslında. İnsanın doğumundan bu yana yaşadıkları kimi zaman anlamsız, kimi zaman bilinçsiz ve kimi zaman da korku vericidir. İnsan oğlu her daim iyi/kötü  olanı yansıtır. Ben buna taraftar değilim.Nasıl ki Batı Diyarbakır’ı her daim kötü duymuşsa…

Yazarın Profili : alimusa

Tan ağarmış, güneş doğmak üzere, gaflet perdesi kesif
Akşam yatarken sabahı düşündün mü? ey moderin kaşif

e.kaya

Yazarın Profili : meloş

Artış

Yazarın Profili : kağan işçen

1.

ay ışığına kanıp da yıldızlar
kar sessizliğine vurulunca hep beraber
o an benim dağlardan vaz geçtiğimdir
yanımdasın
yalnızlığım bu...

2.

tipili havalar oynaşırken soluk ışıklarda
pencereden aynı anda baktığımız belirsizlikte
kaybolur yiter zaman
aşkın üstü çizilir
yaşam yarısı yaşanmadan bırakılmış bir gecedir
çaresizliğimiz bu...

3.

uçsuz bucaksız bir düşte bir tek dal
birbirinden habersiz serseri serçelerdik
rüzgara karşı kanat çırpan
birer yalnızlık mültecisi
karşı koymaktır hayat
en önce kendindekine
kendimden arta kalandın
içimdeki en devrimci güzellik
baştan çıkarıcılığın bu...

4.

soğuklar şımarınca lacivert balkonumuzda
unutulmak korkusu azalırdı odanın
yatağın kenarına bırakılmış kitabın son sayfalarında
ve ilaçları tükenmiş bir huzurevi sakiniyken umut
yaralı gülümsemelerde kanar sensizlik
duy beni ey serabı gündüz düşlerimin
varsın zamansız yazlara hazırlansın güneş
sen yine de
bir kez de beni anımsamak için çık sokağa...
ayrılığım bu...

5.

kapımı açtığımla eskiyor gökyüzü
ömür yavaşladıkça hızlanıyor ayrılık
kavuşmak yaklaşmaktır sonuna yazları sevmelerin
aşkla komün kurmaktır ölüme karşı
olgun ve doğal karşılamaktır bütün yanlışları
yavaşladıkça hızla ayrıldım
yalnız ve yanlış yaşadım yazları
ama hep bildim ve düşündüm seni...
insanlığım bu...

 

 

 kağan işçen...

Yazarın Profili : Mehmet Ali ABAKAY

Ahlar erişir yeryüzünden gökyüzüne daim ah üstüne ah

Rabbim onlar cezasız kalmasın masum dememeli eyvah

<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 339

Bugün giriş yapanlar

 muhittin bozkurt
 kağan işçen
 Mehmet Ali ABAKAY
 MELAHAT ÇETİNKAYA
 Enes Ekinci
 Şeyma Betül
 H. IŞIK .
 Eyüphan KAYA
 MAHMUT TATLI
 Özlem Pekcan
 Ali KUTAY
 Şahin Ay
 Nurcan KIZIL
 mehmet tabu
 seyithan mamo
 Numan Kurt
 furkan ekinci
 BARIŞ ÇİÇEK
 Admin
 Nizam Avağ
 Aziz KUZU
 Salih Erkan ÖZÇELİKBAŞ
 Seher DENİZ
 Atilla CAN
 Aydın ÇITAK
 yılmaz arslan
 Oktay Kaya
 Yns Akın
 yunus öklav
 ceren altas
 hamza örek
 mahfuz ateş
 Ebubekir Tekdemir
 Rıdvan GÜDÜL
 ömer bilmez
 aydın öztürk
 Coşkun IŞIKDEMİR
 Ahmet Müfit Kutlu
 gökhan çolak
 gülşen biçer
 ümit yılmaz
 Ali AYDIN
 suat bilgin
 eylül deniz
 Ahmet Akin
 rıdvan erul
 zekeriya menak
 abdurahman kaymaz
 serdar doğan
 Nimet DEMİR
 İbrahim Canpolat
 Fatma Öztürk
 Ahmet Çelik
 abdulhalim eken
 abdullah öztürk
 yakup taşkıran
 nevzat hazar
 rukiye ışık
 Serhat Seykan
 Remzi Kestir
 m taha inci
 ilyas kabayer
 CEYLAN TURAN
 YAŞAR TAŞKESEN
 şerif yıldız
 mehmet gümüş
 Arafat Yılmaz
 şafak izci
 Hakan SARI
 Bahtiyar Baysan
 Ahmet Ekmen
 Ali ÖZKANLI