Hesabınız yok mu?
Şehir Gezi Yazıları
NEDEN ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ?
Mehmet Ali ABAKAY
Cuma, 18 Mayıs 2012 18:19

Şehir Araştırmacılığı, son bir yılda sık sık gündeme getirdiğimiz ve bu hususta dikkat çektiğimiz –kendi iddiamıza göre-yeni bir bilim dalı olarak, literatörde yerini almalıdır. “Neden Şehir Araştırmaları Merkezi?” sorusuna cevap vermeye çalıştığımız makalemizde, bu konuda daha önce yazdıklarımızdan daha farklı açıklamalara yer vereceğimizi sanıyoruz.(*)

Günümü...zde şehir konulu çalışmalarda çok başlılık esastır. Şehrin tüm yönleri ile ilgilenen araştırmacılar yerine konularına göre çalışanlar, şehri ele almaya çalışmaktadır. Elbette konu uzmanlarının kendi dallarında çalışmalarda bulunması elzemdir. Her alanda uzmanlaşmış bulunanların kendi alanlarında şehre dair çalışmaları önemlidir. Fakat, sadece kendi alanında çalışanlar, diğer alanlardan kopuk biçimde, sadece kendi çerçevelerinde çalışmalarda bulunur. Bu şekilde seyreden çalışmalar, bütünlük taşımaz ve parça konumunda tamamlanmayı gerektirir. Bu bakışla yapılan çalışmalar, bir araya getirilmediği için, araştıranlar, konunun uzmanları alanlarında ne kadar başarılı olursa olsun, bütünde buluşmadıkları için, yaptıkları araştırmalar ve çalışmalar, kendi sahalarındaki literatörde hapsedilmiş biçimde kalır ve şehre dair araştırmalarda bulunanlara yeterince fayda sağlamamaktadır.
Yakın zamanda Diyarbakır Ulu Camiî yanında yapılan kazıda alanın "kilise müştemilatı" olduğunu ortaya koyan raporda, istenilenle tespit edilen arasındaki bilgi uçurumu, şehir araştırmacılığının önemini bir daha ortaya koymaktadır. Bu alanda yapılan çalışmada yapılan kazı sonrasında hazırlanan rapor, mezkûr alanın Roma Dönemi yapılaşmanın yeri olduğunu ortaya koymuştur. İstenilen ise burada bir mezarın olup olmadığıydı.
Mezar alanının ortadan kaldırıldığını bilmeyen kurul, uzun zaman bir kazı çalışmasına girişmiş ve sonuçta istenilenin mevcut olmadığı kanaatine varmıştır. Şayet şehre dair araştırmalarda bulunanlara ya da belirtilen mekâna dair bilgiye sahip olanlara danışılsaydı, kazı yapmaya gerek kalmaz ve çalışmanın amacına uygun bilgiler, kısa yoldan elde edilmiş olurdu.
Bilimsel araştırmalarda sözlü bilgileri merkezine kalıcı bilgi olarak almayan kimi akademisyenler, edebiyatta ve sosyoloji gibi dallarda sözlü bilgiyi kabul ederken, diğer kimi alanlarda sözlü bilgileri kabul etmeyenlerin sonradan ne sıkıntılar içine düştüğü yer yer görülür. Şehir araştırmacılığında istenilen konuda bilgi sahibi olandan bilgiler alınır ve eldeki kaynaklarla karşılaştırmalarda bulunularak, varsa fotoğraflarla belgelerle sözlü bilgilerin karşılaştırılması yapılır.

Mezkûr kazı alanına dair daha önce arşivimizde bulunan fotoğraflarla bilgiler, kaynaklardan edinilmiş ve bu alanı gören yaşlı Diyarbakırlılarla görüşülmüş, kendilerine ait bilgiler biraraya getirilmişti. Yerel gazetelerde yer alan kimi çalışmalar da dosyalanmıştı.

Resmî işlemlerde izlenen yol, işin uzmanlarına konuyu vermek ve çıkan rapora göre davranmaktır. Mezkûr alan için de aynı çizgi takip edilmiştir. Neticede çıkan tablo, iç açıcı olmamış, burada mezarı bulunan ve vaktiyle naaşı kabrinden çıkartılan Diyarbakır’ın İlk Müslüman Valisi Sultan Sa’sa’a ile ilgili bir ip ucuna rastlanmamıştır. Yıktırılan camiine, minaresine ve medresesine dair bir işaret de bulunamamıştır.

Elbette yıktırılan bir alan üzerine zamanla dinlenme parkı yapılmış, pastahaneye çevrilen alan, bir ara kahvehane yapılmış, bununla yetinilmemiş, garip biçimde buraya tek katlı bir yapı kondurulmuş ve aradan seksen seneyi aşkın zaman sonrasında bu istenilen kabre dair ipuçları aranmıştır. Bunu bul bulabilirseniz!..

İstenilseydi bu alana dair fotoğraflar temin edilir, kaynaklarda sabit olan bilgiler toparlanırdı. Açıkça söylemek gerekir ki Diyarbakır’da adeta şehre dair çalışanlara bir güvensizlik bulunmaktadır.Bu güvensizlik, diğer şehirlerde de söz konusudur. Çünkü şehir araştırmaları içinde bulunanlara, bilgileri eksik gözüyle bakılır. Şehir konusunda bunca araştırmada bulunanlara bırakınız sevgiyle yaklaşımı, küçümseme, onları yok sayma, yayınlarını ciddiye almama ve onlara kolaylık sağlamama adına her şehirde sanki söz verilmiş gibi bir intiba bırakır, insan üzerinde. Şehir Araştırmacıları üvey evlad konumunda bulunduğu sürece, Şehir Araştırmaları Merkezi kuurlmadıkça kimseyle bilgi paylaşımına gidilmeyecektir. Yazdığımız yazılar da başkalarınca kullanılma izni olmadıkça makalelerde yer almayacaktır.
Biz, bu kanaate varalı on yıllar geçmektedir. Bir konuda bilgi lazım olduğu takdirde şehre dair çalışmaları olanlardan bilgi alınmaz, üniversitelere başvurulur. Elbette üniversiteler, bilgi kaynağıdır ve baş vurulması gereken öncelikli merkezlerdir. Lakin unutulmaması gereken bir husus şu ki, üniversitelerin çoğunun dayanağı, şehir hakkında araştırma yapanların bilgileridir. Düzenlenen panellerde ve sempozyumlarda profesörlerin, doçentlerin yanıbaşında sempozyum bildirilerini sunanlar içinde şehir hakkında araştırmaları bulunan ya da konuyu bilenler de yer alır. Hiç okul okumamış, alanında kendisini yetiştirmiş öyle kişiler vardır ki sempozyumlarda anlattıkları ile kendisini dinleyenlerine hayran bıraktırır.

Sadece işi profesöre, doçente bırakmak olmaz. Bunun için yola koyulanın şehir araştırmacılarına her alanda ihtiyacı vardır. Kişi, bir şehrin özelliği için çalışıyorsa o şehride yayınlanmış gazetelere, dergilere, fotoğraflara, o yer hakkında bilgi sahibi olan isimlere başvurur. Tarihe dair kaynaklardan edinilen bilgi bazen sınırlıdır, bazen de mevcut değildir. Bu nedenle araştırmacı, mecburen görmediği, bilmediği ve yeri belirtilen lakin yıktırılmış bir yapı için, her daim izlenen metodu takip eder. Sadece Sultan Sa’sa’a konusu için belirttiğimiz husus, diğer alanlar için de geçerlidir. Şehir Araştırmacılarının ortaya çıkarttığı bir çok yeni konu, belge ve ürettikleri bilgi, masa başında akademisyenin sihirli kalem rütuşları ile değer kazandıkça, çalışanın hakkı ve emeği ortadan buharlaşmakta, yorgunluğu kendisine kâr kalmaktadır. Özellikle yayınlanmış birçok konunun adeta yeni ele alınmış biçimde gösterilmesi de bir yönüyle etik alanda olumsuzluk oluşturmaktadır, hırsızlığa kapı aralamakta, kibarca ifadeyle, intihale sebebiyet vermektedir. Biz söylersek dinleyen kim? Kim anlar, Şehir Araştırmacısının çektiği zorlukları?

Şehir Araştırmacısının çektiği sıkıntıları bir kenara bırakalım da işin künhüne vâkıf olmaya namzetini bırakan biri olarak, her şehirde bir Şehir Araştırmaları Merkezi kurulmadıkça ve bu kabul görmedikçe kaybeden şehir olacaktır, bu bilinmelidir. Peki senelerdir kan kaybeden şehirler için ne yapılmıştır? Bizim söyleyişimizde, merkeze yüklediğimiz manada kimseyi incitecek bir husus var mıdır? Biz, hakaniyet içinde yetkililerin kendilerini sorgulamasını isteriz, açıkçası. Amacımız, kimseyi sorgulamak değil, Şehir Araştırmacısı olarak, şehirlerde neden bir Şehir Araştırmaları Merkezi kurulmayışına cevap verilmediği merakıdır, gidermek istediğimiz...

Haftada bir “Şehir Araştırmaları” başlığı altında sunacağımız yazılarımızda bir şehirde Şehir Araştırmaları Merkezi’nin neden ve niçin olması gerektiği hususunda düşüncelerimizi sizinle paylaşacağız. Bu düşüncelere katılır ya da katılmazsınız. Fakat, bu Şehir Araştırmaları Merkezi teklifini mutlaka yerinde ve isabetli bir karar olarak siz de kabul edeceksiniz. Çünkü bu teklifimiz, şehrin bir belleğini canlı tutma, oldukça zengin bir dokumantasyon merkezi oluşturma amaçlıdır. Şayet bu merkez her şehirde kurulursa, o şehrin ya da ilçenin hakkında bilinmesi gereken bilgiler, kaynaklar herkesin erişimine açık olacak ve şehrin ya da ilçenin, bir yapının ya da durumun yalan yanlış, eksik bilgilerle anlatımının önüne geçilecek, doğrular öğrenilecek . Bunun faydası sadece bununla sınırlı mıdır? Hayır, o şehrin tarihteki iktisadî, dinî, siyasî, tarihî, edebî, coğrafî, akla gelen ne varsa tümüyle bilinecek.
Diyarbakır’ın turizm hamlesi ile kalkınabileceğini iddia edenlerin bile gelmek zorunda olacakları Şehir Araştırmaları Merkezi, ne yazık ki Diyarbakır’da yok!.. İşi işi gücü otel ve dinlenme tesisleri yapmak olanların, önemsemediği Şehir Araştırmaları Merkezi bölgede mevcut değil, Türkiye’nin hiçbir yerinde bulunmuyor.
Diyarbakır’da kurulmasını istediğimiz ve Türkiye’nin her tarafına örnek teşkil edecek merkezin bir an evvel kurulması gerçekleşirse Diyarbakır, bu konuda ilk adımı atan şehir olur. Gecikirsek, bu projenin hayata geçirilmesi yakında başka bir şehirde olacaktır.
Amaç, doğruları göstermek ve doğru olanları bilmekse, bu bilgileri paylaşmak için Şehir Araştırmaları Merkezi hakkında herkese kendi düşüncelerimizi sunmamız mümkündür. Gönül, doğduğumuz, büyüdüğümüz ve halen yaşadığımız şehirde öncelikle böyle bir merkezi tez elden gerçekleştirmektir. Başka bir şehre nasip olursa bu proje, seviniriz de ithali bize acı verir.

..........................................
(*)Diyarbakır Yazarlar Birliği Üyesi



Bu yazıyı paylaş
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! Facebook! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP
 
Diyarbakır Hamamları ve Kültür-Sanat Üzerine
Mehmet Ali ABAKAY
Çarşamba, 02 Mayıs 2012 18:55

Giriş:Ele aldığımız hamamlar, tarihî özelliğe sahip olan, mimarî özelliklere sahip, dünden bugüne gelen ve bu yönüyle kayda değer vasıflara sahip hamamlardır. Aslî vasıflarını korumakla beraber, günümüzde atıl duruma düşmüş, bir bölümü başka amaçlar için kullanılan, tescilli olmasına rağmen yer yer işyerine dönüştürülmüş bu tarihî yapıların dünden bugüne seyrini ele alacağımız hamamlar, korunması gereken tarihî yapılardır.

Diyarbakır'da hamamların yapılış tarihi, en erken üçyüz yıl öncesine dayanır. Nüfusa paralel yapılan hamamların insan sağlığında üstelendiği önem oldukça fazladır. Şehrin insan sağlığına önem veren anlayışı, temizliğe gereken ilginin gösterildiğini belgelerle ortaya koymaktadır. Bulaşıcı hastalıkların önünün alınması ve daha önce görülen afet halini alan hastalıkların önüne geçmek için, şehre alınanların, girenlerin ilk önce yapacakları iş, hamamda iyi şekilde yıkanmalarıdır. Yıkanan ve temizlenen kişinin, kişilerin şehre alınışlarıyla ün yapmış Diyarbakır'da bunun yadırganmaması gerekir.

Oldukça önemli bir konumda olan şehir, site şehir devletidir. Site şehir devletinin en önemli özelliği, başka şekillerde ele geçirilmesi düşüncesi daima canlı olduğu için, bu hamam geleneğinin artık vaz geçilmez yönünü önemli kılmıştır. Birçok kez kuşatılmış olan ve alınması güç kalesiyle düşman istilasına her daim uğramak tehlikesiyle karşı karşıya olan şehirde, hamama alınma, başta alınan tedbirlerin ilki gibi görünmektedir. Belki de hamama alınanın üzerindekilerin ne olduğu öğrenilmek istenmiştir, nereden geldiği bilinse de kimi bulaşıcı hastalıklardan korunma ve bu niyette olanların önü kesilmek istenmiştir. Kimi soğuk savaşların önünü kesmek amaçlı şehre gelenlerin yıkanmaya mecbur edilmesi, üzerinde fazla durulmayan bir hadisedir. Bunu ileri sürerken, düşüncemizi destekleyen başka yazarların olup olmadığını, araştırmacıların bizden önce bu konuyu ele alıp almadıklarını bilmiyoruz. Bu nedenle hamamlar bahsi geçen kimi araştırmaları okuduk, bu konuda bilgiye rastlamadık. Ele alınan hamam konularında mimarî özellikler üzerinde durulmuş, yapıların banîsi yer almış, bu yapıların diğer yapılarla benzer özellikleri vurgulanmıştır.

Hamamlar bahsine girerken öncelikle şehrin muhafazasına değinmek istiyoruz. Muazzam yapısı ile Diyarbakır Kalesi'nin yüzü aşkın burca sahip olması ve dünden bugüne gelişte üstlendiği fonksiyon, Diyarbakır Şehir Site Devleti'nin milat öncesinden yakın zamana kadar kendi yapısını koruması oldukça ilginçtir. Subarrulardan yakın zamana kadar Diyarbakır Kalesi, İç Kale'den Dağ Kapı ve Mardin Kapı çizgisine ulaşmış, Roma Dönemi ile günümüzdeki şeklini almıştır. Osmanlılara kadar birçok egemenliğin kendisini beylik-devlet olarak gösterdiği şehir, 1515 yılından Cumhuriyet'e kadar başka bir egemenliğin altına girmemiş, en uzun, kesintisiz egemenlik dönemini Osmanlılar Devri'nde görmüştür. Dolayısıyla kesintisiz olan bu dönemde mimarî zenginlik, sosyal yapıdaki çeşitlilik artmış, kesintisiz olan egemenlikle beraber şehirde valilik yapanların isimlerine yaptırdıkları bayındırlık hizmetleri de artmıştır.

İç Kale'den etrafa suya atılan taşın beraberinde büyüttüğü halkalar misali genişleyen çerçevede bu tarz yapı zenginliği, sürekliliğini 19. Yüz yıla kadar devam ettirmiş, Osmanlı'nın devlette ve ekonomide gittikçe durağan hale geldiği, savaşlarıın baş gösterdiği zamana kadar şehirde olan zengin iş hayatı, sosyal ilişkilerin varlığı konumuz olan hamamların da gözde olmasına etki etmiştir.

Hamam kültürü'nde olan vazgeçilmez yıkanma anlayışı, inançla da ilintilidir. İslâm Dini'nin temizliğe verdiği önem, hamamların sayıca artışını sağlamıştır. Varlıklı kişilerin inanç boyutunda kendilerini hayır getiren işlere yönelmesi, sadece cami ve köprü yaptırmakla sınırlı kalmamış, bîmaristan, çeşme, imaret ve hamam da hayırseverlerin ilgi alanına girmiştir. Hayatı kolaylaştırmak, insanlara hizmet sunma ve böylelikle yaşamı nitelikli kılma ve dolayısıyla Hakkın rızasını kazanma anlayışıyla oluşturulan vakıflar, işlenebilirliğini de bir zincir şeklinde olan akarlarla ayakta durmuştur. Kimi köylerin gelirleri, büyük arazilerin gelirleri, değirmenlerin işletilmesi bu vakıfların sürekliliğinin sebebidir. Günümüzde birer vakıf olan hamamlar, zaman içinde el değiştirmiş ve kimi vakıf malları şahıslara satıldığı için mevcut yapısıyla harap bir durumda yıkılmakla başbaşa kalmıştır. Zaman içinde atıl duurmda kalan birçok hamam da sahibi olmadığı için ya da yerine başka bir yapı konuduğu için bilinmezlikler içinde tarihteki yerini almıştır.

Hamamları tanıtırken hamamların mimarî özellikleri ele alınmayacaktır.. Çünkü bu başlıbaşına bir uzmanlık alanıdır.Amacımız artık aslî özelliklerinden soyutlanan bu yapıların turizme kazandırılması ve kültür-sanat faaaliyetleri kapsamında kullanılmasıdır.

Diyarbakır Hamamları

Diyarbakır Merkezde bulunan Hamamlar, Sur İçi'nde kümelenmiştir. Bu hamamların günümüzde bir işlevi bulunmamaktadır. Hamamların tarihî eser olmasına rağmen bazı hamamların ana caddelere bakan bölümleri, açılarak, iş yerine çevrilmiştir. Bu hamamların şahısların mülkiyetinde olması, hala bu işgalin devamlılığını sürdürmesine sebep vermektedir.

Diğer illerde görülen tarihî hamamların kültür- sanat aktivitelerine açık olma hali, Diyarbakır'da söz konusu değildir. En son onarımdan geçirilen Kadı Hamamı için böyle bir iddia basına yansımış ise de Kadı Hamamı'nın kültürel faaliyetlere yönelik taleplere cevap verilmediği ve ihalenin iptali ile Vakıfla Genel Müdürlüğü'ne ait yapının atıl vaziyette olduğu görülmektedir.

İbrahim Bey Hamamı'nın Kültür Bakanlığı'nca satın alınmasından sonra herhangi bir çalışmanın olmadığı gözlemlenmiş ve bu hamam da işlerliğe kavuşmamıştır.

Şehrimizin en büyük hamamı olan Deva Hamamı, bulunduğu konum ve hacim bakımından kültür- sanat eksenli, turizme kazandırılması gereken bir eserdir. Bu yapının halen belirsiz durumu, diğer hamamlar için de aynıdır. Paşa Hamamı, Vahap Ağa Hamamı, Melek Ahmet Paşa Hamamı, İskender Paşa Hamamı,...

Çoğumuzun bilmediği Cemşid Beg Hamamı, yıkılmakla karşı karşıyadır. Hazreti Süleyman Yolu üzerinde bulunan bu hamam, sağ içte yer almaktadır. Bu hamamın ön kısmı işletmeye açılmış ve sağ kısmı yapı inşa edildiği için fazla seçilmemektedir. 1950'li yıllarda yıktırıan Suveyka- Suakar Hamamı'nı bilenlerin olmadığı ortamda, Melek Ahmed Paşa camii yanında bulunan Küçük Şensu Hamamı, bir oldu-bitti ile yıktırılmış ve yeri halen boş bulunmaktadır.

Gerek Evliya Çelebî'de geçen gerekese diğer araştırmacıların eserlerinde yer alan kimi hamamların bugün yerinin bilinmediği şehrimizde, mevcut hamamlar korunmadığı taktirde aynı kaderi paylaşacağından kimsenin şüphesi yoktur. Birçok hamamın bakımsız olması, çatılarının akması, korumasız oluşu, zaman içinde değeri anlaşılacak olan bu yapıların yerinin doldurulmayacağını bilmemize rağmen, çalışmaların olmayışı konuya duyarlı olanları üzmektedir.

Yakın zamanda yazdığımız ve Kadı Hamamı'nı konu alan makaleyi sunarken, diğer hamamların akibetini tartışmaya, kimin tarafından nasıl yapıldığını anlatmaya,mimarî özelliklerinin ne olduğunu belirtmeye, gerçekten gerek var mı?

Çermik'te, Silvan'da ve Eğil'de, Çüngüş'te bulunan hamamların birçoğu yıkılmaktan ve başka amaçlarla kullanılmaktan dolayı unutulmuş durumdadır. Lakin Çermik'teki ve Çüngüş'teki hamamın koruma altına alınması gerekir. Sadece iki ilçemizde ayakta kalan bu hamamların elden gitmesiyle şehir merkezi dışında hamamlardan bahsetme söz konusu olmayacaktır. Her ne kadar bu iki hamam onarımdan geçirilmişse ve gereken tedbirler alınmış ise de atıl halde bulunmaları, zaman içinde tahribata açık olması demektir. Çermik'te bulunan Kaplıca Hamamları gelir getirici olduğu için işletmeye açık halde iken ÇermiK'in en büyük hamamının kapalı oluşu, yapılara ne derecede ilgilki olduğumuzu gösterir. Çermik'teki hamamın şehir merkezindeki hamamlardan bir farkı yoktur, gerek hacimce gerek bulunduğu konum itibariyle merkezi yerdedir.

Daha önce kullanılan ve ihtiyaç halinde olan hamama gitme adedinin, günümüzde ihtiyaç olmaktan çıkması, bu yapıların kapalı tutulmasına cevaz vermezken, amacımız, bu yapıların onarılması, hem şehrin turizme yönelik bir yüzü konumunda hem de istihdam alanları oluşturma amaçlı olmalıdır.

Daha önce yayınladığımız Kadı Hamamı'na ilişkin yerinde tespitleri içine alan makalemizden ilgili bölüm:

 Kadı Hamamı Üzerine Birkaç Not.

Çok değil, bundan üç yıl önce Kadı Hamamı’nın onarıldığı ve turizme kazandırılacağı basında yer aldı. İhalesi yapılıp, turistik amaçlı kullanılacağı konuşuldu. Parlı-İparlı-Palu Cami Minaresi’ne bakıp, ne var ne yok derken, Hamamın açık kapısından içeri girdik. Bir turistik kazanımı görmediğimiz hamamda restorasyon sonrası beklentilerimiz boşa çıktı. Çoğu yerleri akmış, sıvaları dökülmüş, işlevsiz hamamda gördüklerimiz bizi şaşırttı. Biz, bu hamamın onarım sonrası şeklini merak etmiş ve birkaç kez kapısı kapalı olduğundan içini görememiştik.

Hamamı ihale yoluyla alanların burayı sadece “Hamam” olarak işletmelerine karar verildiği için, yapının turizme kazandırılmadığını öğreniyoruz. Tesisatının yanlış bağlandığını öğrendiğimiz Hamam, dökülen sıvaları ile akan kimi tavan yerleri ile bir depo biçiminde. Üç sene senede % 20 kira artırımıyla hamamın işletmesini üstlenen taraf, bu yapının sadece hamam olarak ihaleye çıkarıldığını, başka bir amaçla kullanılmasının mümkün olmadığını sonradan öğrenmiş ve işletme hakkını almalarına rağmen, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile anlaşmaya varıp tek taraflı fesh ile rahat bir nefes almış. Yaptıkları harcamaları geri alamayan işletmeyi alan taraf, şimdi hamamın atıl halde olduğunu belirterek, bu yapının sadece hamam olarak kullanımının söz konusu olamayacağını belirtmekte. Bir dönem mezbelelik olan, birçok tarafı yıkık hamamın bazı kesimleri onarılmasına onarıldı da restorasyon sonrası iç hali, yine içler acısı durumda görünüyor. Onarımı yapılan bir yerin beton sıvaları, elde un-ufak olmakta, yer yer tavandan su sızmaları alenî görülmekte.

Biz, diğer hamamların içler parçalatan halinden çok restorasyonu yapılan Kadı Hamamı’na dikkati çekmek istiyoruz. Caddenin karşı tarafında Melek Paşa Hamamı’nın çatı kiremitleri, hamamın durumunu ortaya koymaktadır. Önü ve yanı dükkâna çevrilen hamamın ana gövdesi, korkuluk olarak görünürken, diğerleri de farklı değil. Deva Hamamı, Paşa Hamamı, Kadı Hamamı gibi restorasyondan geçip kilitli duran İbrahim Paşa Hamamı,… Yazımız sadece hamamlarla sınırlı olsaydı, şehir merkezinde olan ve bir oldu-bitti ile yıktırılan Melek Ahmed Paşa Camiî bitişiğindeki Küçük Şensu Hamamını, şimdi yerine pasaj-iş yeri yapılan Suveyka Hamam’nı ve diğer hamamları enine boyuna anlatırdık. Bilmeyenler için Suveyka’nın şimdi “Suakar” şekline dönüştüğünü belirtelim ve yerine yapılan İşyerinin de Nebî Camiî Karşısında olduğunu hatırlatalım. (...).

Kaynak:    www.tyb.org.tr 



Bu yazıyı paylaş
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! Facebook! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP
Son Güncelleme: Çarşamba, 02 Mayıs 2012 18:58
 
EDEBİYAT DOSTLARI 1. BULUŞMASI NE ZAMAN OLSUN?
Mehmet Ali ABAKAY
Pazar, 08 Nisan 2012 20:19

Edebiyat Dostları'nın ilk buluşmasının zamanı size bağlı bir durum, Sevgili Edebiyat Dostları.

Yer, Diyarbakır... Zaman Haziran sonu ya da Temmuz başı...

 

Şehir dışından gelecek olan Edebiyat Dostları'na şehrin en ekonomik, rahat ve şehir merkezinde bulunan oteli seçilecek...

Cuma başlayan buluşma cumartesi günü devam edecek, pazar günü şehir gezisi ile sonlanacak. İsteyenler, şehride fazla kalabilir.

Edebiyat Dostları olarak gönül zenginliğimizi sunuyoruz, kendi kentimizde.

Her Edebiyat Dostunu ağırlamak isteriz, açıkçası.

Konaklama giderlerini beş-on Edebiyat Dostumuz için karşılayabilirsek de sayının çok oluşu, hesağların ev ve çarşı arasındaki uygunsuzluğuna sebep olabilir.

Yaklaşık konaklama ve yemek gideri 120 TL olarak düşünülürse, şehrimizdeki geziler, diğer harcamalar da Diyarbakır'daki Edebiyat Dostları'na, bize düşer.

Tarihin ve ayın belirlenmesi için önümüzde üç ay bulunmaktadır. İki hafta içinde Diyarbakır'daki 1. Edebiyat Dostları Buluşması'nı gerçekleştirmek için sizden gelen cevapları, bu metne yorum olarak bekliyoruz.

Diyarbakır ve ulaşımı kolay olan çevredeki Edebiyat Dostları, elbette akraba-eş-dost yanında kalacaktır.

Sizden gelen talepler doğrultusunda tarih belirlendikten sonra her katılımcıya ayrıca bilgi verilecek, toplam sayı sonrası gereken organizasyon yapılacaktır.

Ayrıca bu buluşmada, yapılacak olan Edebiyat Dostları Kültür Sanat Antolojisi için de bilgi alış verişi gerçekleştirilecektir.  

Bu metin haftada bir yayınlanacak, katılacağını belirten Edebiyat Dostları Listesi metne eklenecektir.



Bu yazıyı paylaş
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! Facebook! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP
Son Güncelleme: Pazar, 08 Nisan 2012 20:20
 
FOTOĞRAFLAR-
Mehmet Ali ABAKAY
Cuma, 06 Ocak 2012 18:41

Artış

Dicle Nehri On Gözlü Köprü ve Kırklar Dağı-Diyarbakır Foto: Mehmet Ali ABAKAY

 



Bu yazıyı paylaş
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! Facebook! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP
 
Fotoğraflar
Mehmet Ali ABAKAY
Cuma, 30 Aralık 2011 22:26

Artış

Kur'an ve Yaşlı Adam Fotoğraf Çekimi: M. Ali ABAKAY

 



Bu yazıyı paylaş
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! Facebook! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP
Son Güncelleme: Cumartesi, 31 Aralık 2011 21:20
 
FOTOĞRAF-14
Mehmet Ali ABAKAY
Pazartesi, 19 Aralık 2011 15:19

Artış

Telli Ağa / Tellioğlu Köşkü...Diyarbakır-Kulp



Bu yazıyı paylaş
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! Facebook! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP
Son Güncelleme: Pazartesi, 19 Aralık 2011 17:31
 
HAY AYNEN Yedinci Bölüm
Mehmet Ali ABAKAY
Pazar, 18 Aralık 2011 20:09

Önümde gazeteler ve sayfalarda haberler
Birçok hırsızlığı okuyorum şimdi
Onlardı benim hayatımı kahreden
Kahreden onlardı beni
Ben meczuba dönerim hatırladıkça
Kertenkele denilince tuhaflaşırım
Kelebek denilince hüzün basar içimi
Yürek sızısı gibi bir şey
Pembemsi kan ve yarılan karın
Kıvranıp duran kertenkele



Bu yazıyı paylaş
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! Facebook! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP
 
FOTOĞRAF-13
Mehmet Ali ABAKAY
Pazar, 18 Aralık 2011 19:57

Artış

Çocukluğumuzun hayali...

 



Bu yazıyı paylaş
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! Facebook! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP
 
FOTOĞRAFLAR-12
Mehmet Ali ABAKAY
Pazar, 18 Aralık 2011 19:54

Artış

çINAR zERZEVAN kALESİ 3000 Yıldan bugüne kalan harabelerin bir bölümü-2004



Bu yazıyı paylaş
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! Facebook! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP
 
BAHRA WAN’E
atillacan
Perşembe, 15 Aralık 2011 16:28



Bu yazıyı paylaş
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! Facebook! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP
 
BaşlangıçÖnceki12345SonrakiSon



Sayfa 1 / 5

Bunları biliyor musunuz?

Ortalama bir insanda 30.000-100.000 adet saç olduğunu, her gün yaklaşık 100 tanesi dökülür.

Bugün Doğanlar

En çok hangi tür kitapları okursunuz?
 

Kültür Sanat Haberleri

Demirkubuz Sevenlerin Beklediği Haber Demirkubuz Sevenlerin Beklediği Haber
Zeki Demirkubuz, merakla beklenen filmi Yeraltı'nın gösterim tarihini Twitter'dan açıkladı.
Yaşar Kemal Herkesi Barışa Çağırıyor Yaşar Kemal Herkesi Barışa Çağırıyor
Yaşar Kemal, yeni kitabı Bu Bir Çağrıdır’da 20 yıldır yaptığı barış çağrısını yineliyor.
Aydın Doğan Ödülü'nün Sahibi Selim İleri Aydın Doğan Ödülü'nün Sahibi Selim İleri
Bu yıl 'öykü' dalında verilen Aydın Doğan Ödülü'nün sahibi, Türk edebiyatına yaptığı katkılar nedeniyle Selim İleri oldu.
7. Dağ Filmleri Festivali 7 Mart`ta Başlıyor 7. Dağ Filmleri Festivali 7 Mart`ta Başlıyor
Dağ Filmleri Festivali`nin ödül rekortmeni filmleriyle maceraya hazır olun.
En İyi Film 'The Artist' En İyi Film 'The Artist'
Sinema dünyasının en prestijli ödülleri Oscarlar sahiplerini buldu.

Kültür Sanat Etkinlikleri

Kış Karma SergisiSergi Kış Karma Sergisi
Evin Sanat Galerisi, İstanbul Avrupa, 7 Şubat- 6 Mart 2012
Sezen Aksu 10.000 Genç Meşale İçin SahnedeKonser Sezen Aksu 10.000 Genç Meşale İçin Sahnede
Congresium Ankara, Ankara, 07 Mart 2012, Saat 21:00
Sezen Aksu Acoustic Band KonseriKonser Sezen Aksu Acoustic Band Konseri
Bostancı Gösteri Merkezi, İstanbul Anadolu, 17 Mart 2012, Saat 21.00
İncesaz KonseriKonser İncesaz Konseri
Türker İnanoğlu Maslak Show Center, İstanbul Avrupa, 3 Mart 2012, Saat 21.00
Arzu Başaran & Ruth Biller 'Transfigurative' SergisiSergi Arzu Başaran & Ruth Biller 'Transfigurative' Sergisi
Art350, İstanbul Anadolu, 23 Şubat – 28 Mart 2012
'No.1' Sergisi Sergi 'No.1' Sergisi
Nesrin Esirtgen Collection, İstanbul Avrupa, 8 Şubat - 28 Nisan 2012
'Işığın Ressamı' Nazmi Ziya Güran Resim SergisiSergi 'Işığın Ressamı' Nazmi Ziya Güran Resim Sergisi
Rezan Has Müzesi, İstanbul Avrupa, 18 Şubat-17 Nisan 2012